Hakkımızda

Şefkat-Der Derneğimiz Faaliyetleri hakkında Bazı bilgiler:
Kısa adı Şefkat-Der olan, derneğimizin tam adı, Sokakta Yaşayanlara Kimsesizlere Şiddet Mağdurlarına Cinsel Kurbanlara Şefkat Kapısı Yoksullukla Mücadele ve Ötekilere de İnsan Hakları Derneğidir.Şefkat-Der ilk olarak 1995 yılında kurulmuştur. Din dil ırk cinsiyet ayrımı yapmadan, sokakta yaşam mücadelesi veren evsizler, şiddet mağduru kadınlar, cinsel istismara maruz kalan, genelev pavyon sokaklardaki hayatı çalınan hayatsız kadınlar, sokak çocuğu tabiri ile anılan çocuklar, gençler, mülteci ve sığınmacılar, yoksullar, insan hakları ihlallerine uğrayanlara yönelik faaliyetler yapmaktadır.

Şefkat-Der tüzüğündeki kuruluş amacının 1.maddesinde; ”İnsanlar arasında evrensel dostluğun,dayanışmanın, yardımlaşmanın, hoşgörünün,barışın,sevginin ve saygının yayılmasını sağlamak; insan haklarına yönelik her türlü faaliyetler yapmak” maddesi bulunmakta olup diğer maddeler de özet olarak belirtilecek olunursa;barınmasız,güçsüz,korunmaya muhtaç,seks kölesi,şiddet mağduru,yoksul, işsiz,korunmaya ve desteğe muhtaç vb.her cins ve yaştaki çok zor şartlarda yaşam mücadelesi vermeye çalışan insanlarımız için evsizler sığınakları,kadın sığınma evleri, genç kız sığınma evleri,erkek sığınma evleri,,seks kölesi mağdurları sığınma evleri ,travesti sığınma evleri ve rehabilitasyon merkezleri açmak,debremzedelerle dayanışmak,kayıp kaybolan kaçırılan insanlarımızın sorunlarının çözümlenmesi için çalışmalar yapmak,yoksulluğun ortadan kalkması için araştırmalar yapmak,yoksulların iş,barınma,eğitim,sağlık,eğitim gibi temel ihtiyaçlarını karşılamak, evsiz,güçsüz, kimsesiz, şiddet mağduru,işsiz,korunmaya muhtaç insanlarımız için araştırma geliştirme merkezleri kurmak,bu insanlarımızın haklarını korumak,örnek projeler hazırlamak,bu amaçlar doğrultusunda mitingler,yürüyüşler, imza kampanyaları, konferanslar,paneller vb. düzenlemek,hükümeti,yerel yönetimleri,sivil toplum kuruluşlarını, medyayı yönlendirmek, işbirliği yapmak,kamuoyu oluşturmak vb.şeklinde özetlenebilir.

Şefkat-Der Derneğimiz hiç bir cemaate partiye bağlı bir sivil toplum kuruluşu değil. Asla ama asla ihtiyaç sahipleri hakkında, din,ırk,mezhep,
ideoloji bölge ayrımı yapmaz.Dayanışmaya da her kesimle açıktır.
Bir yerleri ötekileştirmek için söylemiyoruz, kendimizi ifade etmek için söylüyoruz. Bazı arkadaşlar daha önce çok sevdiği bir siyasiyi eleştirmemizden dolayı, bazıları da hoşlarına gitmediği paylaşımlarımızdan dolayı, bize kızgınlıkla ısrarla bunlar şucu bucu diye maalesef ithamlarda bulunmaya devam ettiği için açıkladık.Biz hep adalet savunucusu olduk.Doğruya doğru eğriye eğri dedik.haksızlık karşısında susmadık.senin benim mazlumu anlayışında olmadık. aman şöyle demeyelim böyle demeyelim, falanların sempatizanlarını soğutmayalım da bize destekten
vazgeçmesin vb demedik. Bundan sonra da aynı yolda ilerlemeye devam edeceğiz.Adalet vicdanımızın sesi her şeyin üstündedir.

Şefkat-Der’i kurmadan önce, ilgili sorunların mevcut vakıf ve derneklerce ,cemiyetlerce, kuruluşlarca yapılmasını çok istedik. Bir çok kişi ve kurumla yüz yüze görüştük ve yüzlercesine yazılı başvurumuz da olmuştu. Maalesef yönlendirememiştik. Çok hayal kırıklıklarımız oldu. Çok kalbimiz kırıldı.Sonra baktık olmuyor ,kendimiz bir dernek yada vakıf kurmaya karar verdik. Vakıf kurmak daha zor olduğu için dernek kurduk.

Şefkat-Der olarak kurulduğumuz tarihten bu güne kadar hep başta Cumhurbaşkanlığı, TBMM, Başbakanlık, İlgili bakanlıklar olmak üzere,81 ilin valilikleri, bütün büyükşehir il ilçe belediyelerini de ilgili sorunların çözümü noktasında hep yönlendirmeye çalıştık. Dilekçeler, mektuplar gönderdik. Eylemler , protestolar , imza kampanyaları düzenledik. Diğer taraftan sivil toplum örgütlerini de bu alanlarda çalışmalar yapmaya teşvik ettik. Bir taraftan bunları yapmaya çalışırken, kendimiz de imkanımız doğrultusunda elimizden geleni yapmaya çalıştık. Söz gelimi bir insan zor durumdaysa, açsa açıktaysa , kalbi kırıksa, şuraya git buraya git şu yapsın bu yapsın demekle nasihat vermekle olmuyor.
Herkes gücü nispetince çözüme katkıda bulunmalıdır.

Şefkat Evi, Kadın Hayata Tutunma Evleri, Kadın Sığınma Evi, Erkek Sığınma Evi, Evsizler Evi isimleri altında açmış olduğumuz evlerimizden, kalarak faydalananların sayısı kadın erkek çocuk olsun 15 bini geçmiştir. Bazen kalacak yerleri olmayan ailelerden kadınları ve çocukları bir tarafa, erkekleri de diğer tarafa alarak da zor durumdaki ailelere de imkanları düzelinceye kadar kapılarımızı açtık. Marmara ve Bolu-Düzce depremlerinde de ,yaklaşık 3 bin ailenin boş evlere yerleştirilmesi ve kendi evlerimize yerleştirilmeleri organizasyonunda da yer aldık. Evlerimizden ayrıca ,2 bin civarında da geneli Afrika kökenli olmak üzere mülteci ve sığınmacı da faydalandı. Telefonla ya da büromuza gelerek, mektupla, e-maille, sosyal medya aracılığı ile ulaşarak bizimle bağlantıya geçip de sorunlarının çözümlenmesi için çaba sarf ettiklerimizse çok daha fazla olmuştur. Bununla birlikte çeşitli tv radyo programları, gazeteler aracılığı ile de milyonlarca insana ulaştığımızı düşünüyoruz.

Şefkat-Der denildiği zaman kamuoyunda en çok kadın cinayetleri ve kadına şiddetin cinsel istismarın önlenmesine yönelik çalışmalar akla gelmektedir. Bazı çalışmalar yurt dışında dahi yankı bulmuştur. Fakat yine evsizler denildiği zaman da, erkek mağduriyeti denildiği zaman da yine Şefkat-Der akla gelmektedir. Zaten 2001 yılında açtığı erkek sığınma evi de bu anlamda çok ses getirmiştir.

Biz dini ırkı dili bölgesi cinsiyeti ne olursa olsun, en zor durumda olandan başlamak üzere hiçbir ayrım yapılmaksızın bütün zor durumdakilerle dayanışma içerisinde bulunulması gerektiğini savunduk ve ona göre faaliyetlerimizi devam ettirdik. Bazıları Hz Mevlana gibi ne olursa olsun gel diyen bir dernek diyerek doğru tespitte bulunmuştur.

Şefkat-Der, Sokaklarda yaşayan, donmak üzere olan, açlıktan ve donarak ölen insanlarımızın sorunlarına dikkat çekip çözümlenmesi kamuoyu oluşturulması amacıyla sokaklarda yaşama eylemleri, miting, yürüyüş, paneller ve konferanslar tertip etmiştir.

Türkiye’de ilk defa Dünyada ve Türkiye’deki barınmasız aç insanlarımızın, açlıktan ve barınmasızlığından dolayı soğuklardan donarak ölen insanlarımızın sorununu dikkat çekmek amacıyla kışın bir gününüzü hiçbir şey yiyip içmeden “Sokaklarda Açık Alanlarda Yaşama Eylemi” gerçekleştirmiştir.(12-13 Şubat 2000)

Bu eylemin dünyanın her bölgesinde yapılması uluslar arası sivil toplum kuruluşlarıyla, BM le de temasa geçilmiştir. Yine bu insanlarımızın sorunlarına dikkat çekmek amacıyla Türkiye’nin bu alanda ilk olma özelliğini taşıyan “Dünya’da ve Türkiye’de Sokaklarda Yaşayan Barınmasız Aç İnsanlar Kalmasın kimse açlıktan ve donarak ölmesin mitingi” tertip etmiştir.(28 Ocak 2002 )
….
.Şefkat-Der 2003 ve 2004 yıllarında bir yılda Türkiye’de töre bahanesiyle öldürülen,eşinden boşanmak istediğinden dolayı öldürülen ,tecavüze uğrayıp öldürülen,evlenmeyi birlikte yaşamayı kabul etmediğinden dolayı öldürülen,seks köleliğinden kurtulmak istediği için öldürülen,aile içi cinsel tacize maruz kalarak öldürülen vb..şiddet görerek öldürülen kadınların sorununun feciliğini gösterip bu ihlallerin ortadan kalkması için kamuoyu oluşturmak amacıyla “Şiddet Şehitleri Kadınlar Sergisi” açmıştır.(Aralık 2003 ve Mart 2004) 2003 yılı içerisinde Türkiye’de eşleri,babaları vb.yakınları tarafından öldürülen yaklaşık 1000 kadının ve 2004 yılında 575 kadının fotoğraf ve haberlerin yer aldığı şiddet şehitleri kadınlar sergisi açarak, yine daha önceki yıllarda kadınların şiddet gördüğü,ütü,merdane,oklava,tencere,kezzap kızgın yağ,sigara ateşi,zincir gibi kadınların şiddet gördüğü elet ve maddeler sergilenerek da “Şiddet Aletleri Sergisi” açarak kadınlara yönelik şiddetin acımasızlığı kamuoyunun dikkatine daha etkili bir şekilde sunulmuş,kamuoyunun dikkatine en çarpıcı şekilde şiddet gündeme getirilerek bu feci sorunun çözümlenmesine gücü nispetinde katkısını sürdürmüştür.(8 mart 2002-2003-2004 yılı)

Şefkat-Der, 10 Aralık 2001 Dünya insan Hakları Gününde açlıktan ölenler,sokaklarda yaşayanlar,donarak ölenler,kadın sığınma evlerinin yetersizliği,insan ticareti seks köleliğiyle ilgili yetersiz çalışmalar,yoksullukla gereği gibi mücadele edilmediği vb. görev ihmallerinden dolayı anayasanın ve ilgili kanunların ihlal edildiği gerekçesiyle Hükümet hakkında TBMM’NE ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmuştur.

Şefkat-Der, sosyal, psikolojik ekonomik vb. sorunlardan olayı telekız,hayat kadını,genel kadın travesti,transseksüel,konsomatris,beden işçisi gibi isimlerle anılan en zor şartlarda yaşam savaşı veren insanlarımızla ilgili olarak da, bu dışlanan insan ticaretine maruz kalmış insanlarımızın vesikalarını iptal ettirmek,tazminat ,yeni hayat hakkı elde etmeleri için çaba göstermek,tedavi ve rehabilite etmek gibi son derece önemli faaliyetler içerisinde de bulunmaktadır.

Şefkat-Der, Türkiye’deki çok büyük facialara yol açan 17 Ağustos 1999 Marmara Depreminde ve Bolu Düzce depremlerinde de yaraların sarılması amacıyla depremzede insanlarımızın Türkiye genelinde boş evlere ve ailelerin yanına yerleştirilmesi çalışması organizesine öncülük ederekaktif rol alarak binlerce depremzede insanımızın barınma sorununun çözümlenmesine belli oranda yardımcı olmuştur. Bu çalışmada başbakanlık kriz merkezi ve sivil toplum kuruluşlarıyla iş birliği yapmıştır.

Şefkat-Der’in kuruluşunu organize eden Hayretin Bulan’ın Konya’lı ve Konya’da üniversitede öğrenci olmasıyla, 1995 yılında Konya merkezli olarak kurulan Şefkat-Der’in daha sonra İstanbul’a şubesi açılmış, sonrasında da genel merkezi İstanbul’a taşınmış Konya’ya şubesi açılmıştır.

Şefkat-Der’ in son dönemdeki en önemli çalışmalarından biri de,
30 Eylül 2014 gününden bugüne kadar her gün devam eden ve bundan sonra da her gün devam edecek olan ,
Sokakta yaşam Mücadelesi Veren Evsiz İnsanlarımıza Yönelik, “Evsizler için Her Gün Her Yerde 24 saat Çorba Battaniye Mont Tulum Şemsiye ve Evsizler Evleri Açılması Seferberliği “ Etkinliğidir. Etkinlikte amaç sadece evsizlerimiz için sadece bir çorba değil,
(bu arada çoğu evsiz insanımızın bir kap çorbaya dahi ihtiyacının da olduğu gerçeğini de unutmayalım) Aynı zamanda farkındalık oluşturmak, empati kurulması, Evsizlerimizle merhabalaşmak, konuşmak nice nice faydalı ve güzel duyguların yayılması, kalıcı çözümlere katkı sağlamaktır.
Bu önemli bir farkındalık dayanışma hareketini haftada bir gün çorba kıyafet dağıtımına düzenli olarak katılıp destekleyenler,
Oy ve Ötesi Gurubu, Maçka-Cihangir Forumları, Antikapitalist Müslümanlar,
Ateizim Derneği, Adım Adım grubu, bunların harici bir çok bağımsız aktivist de birey olarak katılmaktadır ve etkinlik herkesin dayanışmasına açıktır.
(Etkinliğimizin her inanç görüş ideolojiden insanın dayanışmasına katkısına açık olduğunu hatırlatıyoruz)

Şefkat-Der Evsizler Evi (Evsizler Misafirhanesi) de olan bir dernektir. Şefkat-Der Beyoğlu Dr. Atsushi Miyazaki Evsizler Evi,10 Aralık 2011 Dünya İnsan Hakları Günü’nde faaliyete geçmiştir. Çalışmalar, herhangi bir sponsor, AB, BM, devlet desteği olmadan, sadece gönüllülerin desteği ile yapılmaktadır.Evsizler Evi’nin adı, Van’daki depremzedelere yardım için gelen ve ikinci depremde hayatını kaybeden Japon arama ve kurtarma ekibinden Dr. Atsushi Miyazaki olarak belirlenmiştir.
Evsizler Evi’nin, Japonya devleti ya da kurumlarıyla maddi ya da manevi ilişkisi yoktur.
Şefkat-Der Dr.Atsushi Miyazaki Evsizler Evimizin ayrıca, her katına da bir isim verdik..
Dr.Atsushi Miyazaki Evsizler Evimizin bir katına Yadigar Ejder’in adını verdik. Kış gecesi Taksim Parkında donarak ölmüştü!
Dr.Atsushi Miyazaki Evsizler Evimizin bir katına da,Sokakta donarak ölen Zeliha Sönmez adını verdik.
Dr.Atsushi Miyazaki Evsizler Evimizin bir katına da Emin Ersoy’un adını verdik. Beşiktaş’taki çöp bidonunda donarak ölmüştü! (Milli Şair Mehmet Akif Ersoy’un oğlu)

Şefkat-Der Evsizler Evinin kapasitesi 20 kişiliktir.
Şefkat-Der Evsizler için ayrıca , Beyoğlu’nda pansiyondan da 6’şar kişilik toplam kapasitesi 12 olan iki oda da kiralamıştır.Pansiyondaki odalar ile birlikte 32 evsiz insanımıza hizmet verilmektedir.
..
Şefkat-Der 2000 yılından itibaren belli aralıklarla,
Sokaklarda Yaşam Mücadelesi veren Evsizlerimiz için 1 Gece Sokakta Yaşama Etkinlikleri de düzenlemiştir. Amaç, Sokakta yaşam mücadelesi veren evsiz insanlarımızın sorunlarına dikkat çekmek, farkındalık oluşturmak, hiç kimsenin sokaklarda yaşamaya başlamaması için gereken tedbirlerin alınması, mevcut evsizlerimiz için de 81 il ve bağlı ilçelerde,
365 gün 24 saat hizmet verecek,Evsizler Evleri, Evsizler Yurtları, Evsizler Misafirhaneleri, Evsizler Gece Barınakları, Evsizler Çorba Salonları, Evsizler Kafeteryaları açılmasına güçlü bir dayanışma sağlamaktır.

Bağış ve Düzenli destek için
Dernek Hesabımız :ZİRAAT BANKASI
Hesap adı:ŞEFKAT KAPISI KİMS.G
Hesap Sahibi : Şefkat ;Kapısı Kimsesizleri ve Güç. Barın. Zor. Kor.Drn
Ziraat Bankası IBAN TR140001000168369957795001
Ziraat Bankası Bankamatik’ten Bağış için Hesap No : 0168-36995779-5001
(Ziraat Bankamatiklerinden dernek hesap numaramızı, ziraat bankası Hesap No : 0168-36995779-5001 girerek mesai saatlerinden sonra akşam gece , Cumartesi , Pazar Bağış yapılabilir.
Bağış yaparsanız lütfen derneğimize de tel ya da mesajla bilgi verin…
Şefkat Kapısı derneği:(şefkat-der) 0212 244 85 97 –
0535 733 77 13- 0506 340 00 95 www.sefkatder.org
email : sefkatder@gmail.com
….
NEDEN GÖNÜLLÜLÜK? Okuyup, paylaşırsak da iyi olur. Belki siz Gönüllü olmasanız da bir başkasının güzel işler yapmasına aracılık etmiş olursunuz.
( Her İl – İlçeden Gönüllüler bekliyoruz- Hatta yurt dışından da)
Biliyoruz hemen hemen bütün iyi kalpli insanlar,hayal kurar, niyet eder,çok çok üzüldüğü sokakta yaşam mücadelesi veren,
gerek kadın olsun, gerek erkek, yaşlı, genç, çocuk olsun, başta evsizler kimsesizler olmak üzere, bütün zor durumdakilerle, kalbi kırıklarla ilgili bir şeyler yapmak ister…Biz de aynı duygularda olduk hep..Kimi büyük ikramiye çıkmasını,kimi zengin olmayı bekler..zaman geçip gider..arada sırada sokaklarda yaşayanlarla ilgili donarak ölümler veya farklı dramatik haberler çıkınca tv’ler gazetelerde ya da bizzat bir yerlerde perişan hallerde görürsek evsiz bir insanı, içimize bir şeyler saplanır…

gerçi vicdanen de üzülünür,tek başınıza bir şeyler yapmak istersiniz ama gücünüz yetmez bazı şeylere…orayı burayı arayıp sahip çıkılmasını isteyenler de olur ama koskoca valiliklerin belediyelerin kaymakamların doğru düzgün kalıcı bir çalışmalarının olmadığı gerçeği ile karşılaşırsınız…183 bakanlık hattını ararsınız olmaz,155 polisi ararsınız olmaz,112 ambulansı ararsınız olmaz…yaşlı bir evsiz bile olsa evinize götürmekten çekinirsiniz….moraliniz bozulur..bir taraftan devletin gerçek bir sosyal devlet olamamasına kahrederesiniz….belediyelerin bir sürü eğlence etkinliklerine sokak makyajlarına harcadığı süslere giden bütçelere sinir olursunuz…zenginlerin duyarsızlığına da sinir olursunuz…doğrusu içten kendinize de çok kızarsınız..kalbinizdeki duyarlılık ölçüsüne göre çırpınırsınız….
…..
İŞTE BU ÇIRPINTIYI HİSSEDENLERİN DAYANIŞMASIDIR BU DAYANIŞMA..KALPLERİMİZİ GÜÇLERİMİZİ BİRLEŞTİRELİM DAHA DA ACI ÇEKMEYELİM..BU ALANDAKİ DAYANIŞMAMIZ DİĞER ALANLARI DA KAPLAYACAKTIR YAVAŞ YAVAŞ…. siz beklemeyin,belki de gün bugündür. böylesine bir dünyada iyi kalpli insanlarımızla birlikte buluşmak beraber dayanışma paylaşım içerisinde bulunmak öyle güzel bir duygudur ki,yaşayınca herkes görecek…ARTIK SEN DE KATIL DERİZ SEVGİLİ İYİ KALPLİ İNSAN!
Şefkat-Der Derneği:0212 244 85 97- 0535 733 77 13-
0506 340 00 95- www.sefkatder.org

Şefkat-Der gönüllümüz hayrettin bulan Trt Okul’da Akşam Vakti programına katılmıştı.Yaklaşık 20 dakikalık programda Şefkat-Der’in kuruluş amacı yaptıkları, yapmaya çalıştıkları hakkında güzel bir özet var. Kadın Sığınma Evleri, Erkek Sığınma Evi, Evsizler Evi Konusu, Şiddet Mağdurları, Evsizler vb bazı Sosyal Hizmetler konuları konularda çok önemli açıklamalar var.(Evsizler konusu ağırlıktaydı) Gönüllü olmak isteyenlere güzel öneriler var. Çok samimi sıcak bir program oldu.Tavsiye ediyoruz.(hayrettin bulan’ın bağırmadan konuştuğu ender programlardan biridir- Programda buna neden olacak bir durum yaşanmadı desek daha doğru olur)
https://www.youtube.com/watch?v=9qGZv1cgrLA
Gönüllü olmak, tanışmak, bilgi almak, öneride bulunmak,
danışmak vb isteyenler için:
Şefkat-Der Derneği iletişim 0212 244 85 97 – 0535 733 77 13-
0506 340 00 95 – www.sefkatder.org
şefkat-der ile ilgili 1994-2014 arası yaşanmışlıklarla ilgili yazılan onlarca defterden aktarılanları, fırsat buldukça okumanızı ayrıca tavsiye ederiz..www.hayrettinbulan.com

ŞEFKAT-DER’İN KURULUŞU VE BAZI YAŞANMIŞLIKLARI , DERNEĞİMİZİN KURULUŞUNU ORGANİZE EDEN HAYRETTİN BULAN’DAN AKTARIYORUZ:

Şefkat-Der ile ilgili unutulmaması gereken bazı yaşanmışlıklardan…
(Şefkat-Der’in Kuruluş hikayesi de var ve merak edilen bir çok soruya cevap da var) Hiç unutamayız yıl 1998 falandı.O zaman 1995’de başlattığımız şiddet mağduru, cinsel kurban, evsiz vb zor durumdaki kadınlar için, kadın sığınma evi olarak bilinen bizim Şefkat Evi dediğimiz bir mekanımız vardı. O tarihte Türkiye’de İstanbul’da Mor Çatı’nın, Ankara’da Kadın Dayanışma Vakfı’nın harici devlete bağlı da 5 altı tane kadın sığınma evi ya var ya yoktu. Özellikle bizim derneğimizin kadın hayata tutunma evine Türkiye’nin hemen hemen her şehrinden kadınlar, çocuklu kadınlar, genç kızlar, yaşlılar, meczuplar gönderilirdi. İstanbul Büyükşehir belediyesi dahi ve bir çok belediye sokakta yaşayan kadınları da bize bazen araçla bazen otobüsle gönderirdi.

Doğu ve güneydoğu Anadolu bölgesinde, Karadeniz’de hiç Kadın Sığınma Evi yoktu…hatta İç Anadolu ve Akdeniz bölgesinin de çoğun da yoktu.75 şehirde kadın sığınma evi yoktu…Biz o dönemlerde kadın sığınma evlerinin önemine dikkat çekmek ne kadar zaruri bir çalışma olduğunu anlatmak için, tv kanallarında radyolarda çok emek harcadık…

ilk zamanlar derneğimizin adını bile tv’ler söylemezdi. Biz de zaten çok dert edinmezdik bunu…önemli olan devlet kurumlarını, kamuoyunu,kadın sığınma evlerini açmaya teşvik etmek, ikna etmekti…kadın sığınma evlerine karşı ön yargıları kırmak için çok çaba sarf ettik…tabii ki tv’lerde radyolarda konuk olunca aynı zamanda ihtiyacı olan binlerce insanın da dikkatini çekmiş olduk ve yoğun talepler yaşadık.
……
Kimseyi geri çevirmedik…Kimliği olmayanlar dahil, oğlan çocuklarının yaşı 12’den büyük olan çocuklu kadınlar dahil,ailesinin haberi olmadan taciz tecavüze uğrayıp ya da kandırılıp hamile bırakılanlar, töre ve namus bahanesi adı altındaki muhtemel katliamlardan kaçanlar, sokakta yaşayan eviz kadınlar, şiddetin her çeşidine maruz kalanlar ,psikopat eşi ,eski eşinden ,eski birlikte olduğu erkeklerden kaçanlar, fuhuş mafyasından kaçanlar vb…genelev, gazino bar vb batakhanelerden kurtulmaya çalışanlar,romanlar,yabancı uyruklu kadınlar vb herkese kapısı açık oldu.
……….
1995-1998 arası bir çok ev değiştirmek zorunda kalmıştık..burada kötü kadınlar kalıyor diye dışlandık mahallelerde..devlet yetkilileri bile kadın sığınma evlerine oldukça soğuktu, hala da soğuk ama o dönem daha beterdi) toplumsa zaten bin beter soğuktu…
sığınma evlerini yuvaları dağıtan yerler olarak görürlerdi..
sığınma evlerine yardım olmaz zekat olmaz vb diyenler çok fazlaydı..
…..
Şefkat Evi adı altında açmış olduğumuz evlerimiz bir taraftan kadın sığınma evi vazifesi görürken, aynı zamanda evsizler evi gibiydi ve bir taraftan da her yaştan darülaceze gibiydi..Yaşlı kadınlardan kalan da çoktu..ve evet o dönem yaşlı insanlarımızı sokaktakileri huzur evlerine yerleştirmek o kadar zordu ki…gerçi şimdi İstanbul gibi şehirlerde yine zor..ama o dönem yüz kat daha beterdi..bir çok yerde huzur evleri boş olsa bile sokakta kalan yaşlıları yerleştirmek çok çok zordu..
………
ha bu arada şunu da söyleyelim unutmadan..1995’lerde de biz sadece kadınlar için değil,sokakta yaşayan evsiz erkekler sokak çocukları tabiri ile anılan sokaklara terk ettiğimiz çocuklarımız gençlerimiz, tiner bağımlıları vb gençlerimiz, sokakta yaşam mücadelesi veren yetişkin orta yaşlı ve yaşlı erkeklerle de ilgilenirdik…kimi zaman oldu otel odaları kiraladık kimi zaman oldu evler kiraladık, binalar kiraladık…kadınlara, çocuklu kadınlara ağırlık verip daha çok imkanlarımızı bunlara seferber etsek de erkekler için de böyle faaliyetlerimiz vardı…
….
biraz daldan dala atlamak gibi olacak ama parça parça da olsa yine bir şeyleri daha araya yazmak istiyoruz..

gerek kadın gerek erkekler için tahsis ettiğimiz evlerimizde kalanların gelen gidenlerin sayısı toplamda 15 bini geçmiştir..
2 bin civarında da geneli Afrika kökenli olmak üzere mülteci ve sığınmacı da faydalandı..dosyalara bazen bir bakarız şöyle..duygulanmamak mümkün değil..
şefkat der sanki bir masal kahramanı..sanki inanılması o kadar zor şeyler yapmış gibi…
….
bazen genç bir anne genç bir baba ile karşılaşırız..bize derler ki,tanıdınız mı beni…ve gözleri yaşarır bazılarının..
bakışları..anlatılması zor yaşamak gerek..biz de tanıyamadığımız da,falan zaman da annemle kalmıştık….Allah razı olsun derler duygulanarak..ve tabi biz de duygulanırız..bazılarının bebeği çocuğu olmuş..ve babalar gününde anneler gününde arayanlar olur…
……..
gözümüzde öyle anılar canlanır ki…
binlerce kez hastaneye gitmişizdir..
o dönemlerde yeşil kartlar da çok yaygın değildi ve hemen çıkartılamazdı..her ne olursa olsun bulur buluşturur borç dert illa ki hastaneye ihtiyacı olanları hastaneye götürürdük..yeşil kart çıkardıklarımız için bile,o dönem hastanede ilacını vermezlerdi..ilacını dışarıdan alıp gelirdik..çok muayene parası ödedik..çok senet verdik hastanelere..ve bir annelerle beraber yavrucaklarını da götürürdük hastaneye,kucağımıza alırdık..ve o duygu gerçekten anlatılmaz yaşanır ancak..çoğu doktor hemşire görevle,o kadınların ve çocukların şefkat evimizde kaldığını bilmezdi..kendi çocuğumuz ailemiz sanarlardı…
hastanelere gittiğimizde ilaç almamız gerektiğinde annelerin çocukların yanında asla belli etmezdik maddi durumumuzun yetip yetmeyeceğini…ve şefkat der e aşık olmamızın en önemli nedenlerinden biri de budur..ve hiç bir zaman o anda nöbetçi eczaneden de olsa alınması gereken bir ilacı ertelemedik..gecenin o saatinde bulduk buluşturduk..yerine göre gururumuz incindi kalbimiz kırıldı ama bir şekilde bulduk buluşturduk..
…..
ve çok doğumlar da oldu…nice nice umutsuz annelerin bebekleri kendileri için de hayata tutunmakta bir umut oldu…
ve bayramlar…bayramdan önce ve bayram anında her ne kadar öz aileleri olmasa da etraflarında,sevinmeleri mutlu olmaları için çok çaba sarf ettik..en azından çocuklarımızı çok memnun ettiğimizi söyleyebilirim..tabi yetişkinleri öyle sıcak ilgiyle hediyelerle harçlıkla vb içinde yaşadığı dertlerden uzaklaştırmak ,ailesine duyduğu özlemi vb gidermek kolay olmuyor…
……
ve maalesef vefat edenler de oldu…kadın yada erkek vefat edenlerde evlerimizde kalanlar aile olduk…cenazelere imam ve mezar kazanlardan başka hiç bir dışarıdan kimse gelmemiştir..yağmurda,karda..yerine göre tabut taşıyacak insan bulmakta bile zorlandık…hatır için cenaze namazı kıldıracak imam ..cenazeyi yıkayacak ilgili kişiler vb..çok şey yaşadık çook..
ilk yıllarda zaten maddi yardım hiç yok denecek kadar az olduğu gibi, gıda yardımı ekmek yardımı vb de gelmezdi..
çok zorlanırdık(gerçi hiç bir dönem sıkıntısız geçmedi-hala da maddi manevi zorluğumuz var)veresiye alırdık borç yazdırırdık…elektrik sularımız kesilirdi..güç bela taksit maksit yaptırıp açtırırdık…Ekmek ve çorba bir öğün yemek olsa zaten herkes şükrederdi ve doğrusu aramazdı da..bereketli güzel bir yaşamdı..
……
hep hayal kurardık yine,aah keşke hayır severler çıksa da okul cami kuran kursu vb yaptırdığı gibi ,kadın sığınma evleri,evsizler evleri yaptırsa derdik..bunların da ne kadar sevap olduğunu hatta daha sevap olduğunu bir bilseler derdik…kanaat önderleri sevenlerini bunlara yönlendirse derdik..gerçi hala da bu alanda bi şeyler yapılmıyor!…
……
başta İstanbul olmak üzere hangi şehre gitsek trenle ya da otobüsle…hep hayal kurardık…boş binalar evler araziler üzerinde..şura kadınlar için şura çocuklar için şura erkekler için şura meczuplar için şura aileler için vb…ışığı yanan tv seyredilen yemek yenen balkonda oturulan evleri de görünce aah keşke bizim kardeşlerimizin de böyle evleri aileleri olsa derdik…
şefkat-der’ i ilk kurduğumuzda bazı şehirlerde yerel radyolara falan çıkardık..bu programlar bile öyle zor ayarlanırdı ki..bir kere radyoların güvenmesi gerekirdi…o şehirdeki o radyonun dinleyicisi aracılık ederdi çoğu zaman…
1995 -1996-97-98 yıllarında şefkat der’ imiz çok duyulmamıştı haliyle…
…………
1995’de Konya’da kurmuştuk ilk..kuruluşu bile öyle güzel öyle özel ki..öncesinde derneğimizi kurmadan önce ilgili sorunların mevcut vakıf ve derneklerce ,cemaatlerce kuruluşlarca yapılmasını çok istedik..bir çok kişi ve kurumla yüz yüze görüştük ve yüzlercesine yazılı başvurumuz da olmuştu..ama maalesef yönlendirememiştik..
…..
çok hayal kırıklıklarımız oldu..çok kalbimiz kırıldı..gizli gizli çok ağladık..bazen de başkalarının yanında da kendimizi tutamadık..
………
sonra baktık olmuyor kendimiz bir dernek yada vakıf kurmaya karar verdik..vakıf kurmak daha zor olduğu için dernek kurmaya karar verdik..ve çook zorlu basamaklardan sonra derneği kurduk ama şunu da söyleyelim..daha kurmadan bile öyle bin heyecan sevinç duyuyorduk ki anlatamayız..hayal ediyorduk bir derneğimiz olacak..büromuz..büronun üstünde derneğimizin levhası yazısı..telefon numarası..bir yerlere yazarken dernek adıyla yazacaktık adresimiz olacaktı telefon numaramız…büromuzda masa sandalyeler olacak..zor durumdakiler vb bize gelebilecek bize telefon açabilecek bize mektup gönderebilecek..gönüllü olmak isteyenler de bize böyle ulaşabilecek..her an biri arayabilecek gelebilecek ben de katılacağım vb diyecek..
………..
inanın bunları düşünmek bile öyle bir heyecanla sevindiriyordu ki bizi anlatılamaz..duygulanmamak ağlamamak mümkün mü…
aslında derneğimizi kurmadan önce bile bazı radyolara telefon bağlantısıyla katılırdık..canlı yayın yapan herhangi bir radyoyu arardık..mesela radyocu sıradaki parçayı armağan ettirmek için dinleyenlere telefon numaraları verirdi,biz de hemen arardık…öncesinde tabi bir heyecan bir dua…ne olur düşürebilelim ve güzel bir mesaj verebilelim duası vb..telefon düşerdi kalbimiz güm güm..sıradaki parçayı,şu anda sokakta yaşayan tir tir titreyen barınmasız insanlarımızı düşünenlere armağan ediyorum…bir başka radyoda da,bu parçayı sosyal hizmetlere bağlı çocuk yuvalarında yetiştirme yurtlarında kalan kimsesiz çocuklarımızı ziyarete gideceklere gönüllü ağbi abla koruyucu aile olacaklara …
……….
bir başka zaman genelevlerdeki ablalarımız için seslenirdik..bir başkasında sokaktaki çocuklarımız..şiddet gören zulüm gören kadınlar vb…..
evet daha derneğimizi kurmadan böyle de mesajlar vermeye çalışırdık..yerel ve ulusal radyolardan…bazen uzun uzun düşürmeye çalışırdık radyoların canlı telefon bağlantılarını..bazen de abdest alır namaz kılar dua eder sonra arardık..inanın en zor düşürülebilecek ulusal çok dinlenen bazı radyo programlarını ilk aramada düşürdüğümüz de çok oldu..bunlardan biri de beyz ın yaptığı radyo programları olmuştur..klas fm de…bu sorunlar ve çözümleriyle ilgili de çok mesajlar vermeye çalıştık..ve programın o andaki konusu ne olursa olsun bir şekilde bu konulara getirirdik..konusu olmayan programlarda da zaten uygun bir dille çözüm odaklı düşündürücü konuşmalar yapmaya çalışırdık..bazı dinleyenler de sonradan yorum yapardı..bazı dinleyiciler de aamaan içimiz karardı şöyle içimizin açılacağı bir parça yayınlayın derdi..ve bizim telefonla dahi olsa katılıp bir şeyler anlatmamızdan rahatsız olan da çok olurdu..neler neleer yaşadık…
………….
derneğimizi kurduktan sonra bile katıldığımız bu şekilde radyolar olurdu,çoğu zaman derneğimizin adını bile söyleyemezdik..programcıların çoğu zaten dernek isminin söylenmesine ya karşı gelirdi ya da rahatsız olurdu..istismar endişeleri de vardı..tabi ki cahillik bilinçsizlik..vb..her neyse işte..
derneğimizle ilgili önce yerel gazetelerde sonra ulusal gazetelerde tek tük haberler çıkmaya başladı..bu bizim için müthiş bir olaydı…Konya’ daki yerel radyoların haricinde,İstanbul’daki Radyo Özel,Fecr fm,Pendik fm,Dolunay fm,ve şu anda maalesef adını unuttuğum bir kaç yerel radyoya da konuk olarak katılmıştık..Gebze’de mesaj fm,Kocaeli’de Anadolu fm de 5 ve bir iki radyo daha,Ankara’da birlik radyo ve ve Ankara’da iki radyo daha…bunlar sorunları anlatma kamuoyu oluşturma, dertli olanların sorununa çözüm ve gönüllü bulmada çok hayati derecede önemliydi…
sonra ulusal radyolarda davet aldığımız oldu..Tgrt fm gibi, Mesaj Radyo, gibi,Üsküdar fm gibi..
radyo programları çok etkili olurdu..müthiş bir şey siz nerelere nerelere ulaşmanın heyecanının mutluluğunu yaşardınız..telefon bağlantılarıyla canlı yayına katılıp derdini söyleyenler, duygulanlar,gönüllü olmak istiyorum diyenler olurdu…ve sağolsunlar ve Allah razı olsun radyo programcılarından sunucularından çok destek gördük..çok ilgi gördük…derneğimizin adı da amaçları da telefon numaraları da adresleri de verilirdi bizzat yayınlarına davet edildiğimizde….yayına katılanlar olduğu gibi sonradan radyoyu dinleyip de mektup yazanlar ve derneğimizi sonradan telefonla arayanlar da olurdu…
bu konuda çok iyiliklerini gördüğümüz radyo programlarına bizi davet etmede yardımları olan hatta bunu sağlayan o güzel insanlarımızı hep saygıyla anarız..duygulanırız..
radyo programları sonrasında hiç tanımadığımız insanlarla bir araya gelip dernek şubelerimizin açılması için toplantılar organize etmiştik..bunları dinleyiciler ayarlamıştı…
…………
derneğimizin İstanbul şubesi, Gebze şubesi,Kocaeli şubesi hep böyle kurulmuştu…
nice nice güzel çalışmalara vesile olundu..evsizlerimiz, şiddet mağdurlarımız, cinsel kurbanlarımız vb yanında deprem zamanı depremzede insanlarımız için de çok güzel faaliyetler yapıldı..maalesef sonradan Gebze şubemiz ve Kocaeli şubemiz ,bazı gönüllü kardeşlerimizin azlığından ve bazı sorunlardan kapanmak zorunda kaldı..İstanbul şubemiz de kapandı sonra tekrar kurduk..hatta genel merkezimizi İstanbul a taşıdık,Konya’ya şube açtık..hatta iki yere de ayrı ayrı dernek de açtık..istiyorduk ki gönüllülerimiz tıpkı ailesinden çoluğundan çocuğundan vazgeçmesi mümkün olmadığı gibi şefkat der den de vazgeçmesin..ama maalesef hayal kırıklıklarına da çok uğradık..ve bu hayal kırıklıkları diğer şehirlere şube açma hevesimizi de çok kırdı..zaten çok hassas çalışmalar yapıyorduk ..gönüllülerimizin özel hayatı dahil her hareketine dikkat etmesi gerekiyordu ve 24 saat derdi olan ulaşabilmeliydi ve en ufacık dahi olsa bir istismarın söz konusu olmaması gerekiyordu vb..çok dikkat ediyorduk…
sonradan da şubemizi açmak isteyenler oldu ama bu tecrübeler bizi yeni şube açmamıza engel oldu ve biz bizim şubemiz önemli değil siz de benzer çalışmalar yapacak yeni bir dernek kurabilirsiniz..size yardımcı oluruz kuruluşuna destek oluruz vb dedik..yeter ki samimi olun kopmayın gönüllülerinizi oluşturun..bir yerden başlayın dedik..bolu da kimsesiz-der den başka böyle somut yeni dernekler kurulduğunu bilmiyoruz maalesef..kurulan dernek de tabi tam bizim arzuladığımız gibi olmayabilir fakat ne olursa olsun kesinlikle çok faydalı ve gerekli..daha da gelişmeleri için gönüllülere ihtiyaç olacaktır..
….
(bu arada not olarak şunu da ilave edelim bu araya;inşaallah bu dönem Türkiye’ yi karış karış gezip yeni benzer derneklerin kurulması yeni gönüllüler bulunması için özel çaba göstereceğiz..il ve ilçelerdeki yerel bölgesel radyocu tv ci gazeteci duyarlı insanlarımıza büyük görev düşüyor)
….
1995-1998 arasında bazı illere gittiğimizde radyo programlarına katıldığımızda ve 1998 de tek tük ulusal kanallarda tv ye çıktığımızda hep şöyle de bir hayalimiz olurdu, Şefkat-Der’imizi her il ve ilçede her mahallede,her köyde,bir bilen olsun..sonra her sokakta, sonra her apartmanda en azından bir kişi bilsin duysun..şu anda tahminimize göre,her apartmanda en azından bir kişinin bildiği bir dönemdeyiz..ve tabi ki bu hayalimizin de fazlası da var..her evden bir kişinin bilmesi..ve tabi herkesin..çocukların dahi..ve hatta ki bir gün düşünür hayal kurarız kendi kendimize duygulanırız göz yaşlarına boğuluruz..bir banktayız Allah ömür verirse iyice yaşlanmışız..ve bir çocuk geliyor…kendini tanıtıyor..ben şefkat der gönüllüsüyüm,şöyle amacımız var siz de katılır mısınız vb…evet onca yaşadığımız soruna rağmen hala bu hayalin bir gün olabileceğini düşünerek moral bulabiliyoruz…

evet yine deriz bir gün taa dünyanın bir ucundaki küçüçük yaşta insan ticaretine maruz kalan bir kız çocuğu için sınır ötesi özel bir ekip le özel bir uçakla operasyon yapıp o çocuğu çekip alacağız…
bir gün dünyanın en zor durumda olan en aç en hasta en zor durumda olan insanlarını Afrika’dan, Güney Asya’dan ve her neredelerse oradan, oranın durumlarını düzeltemiyorsak düzeltemediysek, düzelesiye kadar bu topraklara getireceğiz belki yüz milyondan bile fazlasını, sevgimizi toprağımızı ekmeğimizi işimizi paylaşacağız..sığıntı değil misafir değil, ailemizden biri olacaklar…
Şefkat Devleti Sevgi Dayanışma Devleti gibi bir devlet olacak burası..ve tabii ki gönüllülerimiz bu sistemi kuracak ve şiddetsiz kavgasız büyük bir sevgiyle yönetimin her bir yanını dolduracak gönüllülerimiz yapacak bunu…
inşaAllah devamını daha sonra getirmeye çalışacağız..
bunları yazmak bile çok ağır oldu,ruhen…
……
hayrettin bulan Şefkat Der gönüllüsü 19 Temmuz 2013 saat 16:29
Şefkat Der Gönüllüsü olmak isteyenler olursa yada danışılacak dayanışma içerisinde olunacak bir durum olursa 24 saat arayabilirsiniz:Şefkat Der in din dil ırk cinsiyet vb ayrımı yapmadığını söylememize gerek yok zaten değil mi…
Şefkat-Der: 0212 244 85 97 ve cep 0535 733 77 13- 0506 340 00 95
www.sefkatder.org www.hayrettinbulan.com
……
Şefkat-Der’i kurma hikayeniz nasıl?

Öncelikle sorularınıza en iyi şekilde cevap vermemin zor olduğunu söylemeliyim.Sorularınız bana bazı şeyleri tekrar hatırlatıyor..her şeyi tekrar yaşıyormuş gibi oluyorum ve duygularımı yazıya dökmek kolay olmuyor.bunun için manevi güç de gerekiyor.

Şefkat-Der’i kurma hikayemizi de az da olsa yazıya dökmeye çalışıyım:

Küçüklüğümden beri bazı konularda hep hassas olmuşumdur. Yoksullara, açlara, eziyete maruz kalanlara, dışlananlara, küçük görünenlere, zayıflara vb hep üzülmüşümdür..bir şeyler yapmak istemişimdir..daha ilkokul çağlarımda izlediğim filmlerdeki eziyete maruz kalan kadınlar, cinsel istismara uğrayanlar, tecavüz mağdurları, evi yurdu ailesi olmayanlar, kendini kimsesiz hissedenler beni hep üzmüştür.12 yaşımda babamı kaybetmiştim,vefat etmişti…
Almanya’da çalışan bir işçiydi..3 ablam, bir kız kardeşim bir erkek kardeşim ve tabii ki annem…babamızı da kaybetmiş olmamız, bizi ailece birbirine daha bağlı yapmıştır..basit bir örnek benden üç dört yaş büyük ablam bile annem gibi olmuştur…hatta yerine göre babam olmuştur…diğer ablalarım daha ben küçükken üstümüzü giydirir banyomuzu yaptırırdı..uyuturdu..korktuğumuzda yanımızda uyurdu…kardeşlerimle beni öğlen uykusuna yatırırdı…benden büyük çocuklar bana kötü bi şeyler yapar gibi olsa hemen ablam karşılarına dikilirdi…

maddi yönden hiçbir zorluk yaşamadık..babamızdan kalma Almanya’dan maaş,Türkiye’de Konya’da hatlı minibüsümüz vardı..ama tabii ki babamızın olmaması karşısında duygusal eksikliklerimiz oluyordu..bir birimizi daha severek destekleyerek bir aile olduk…küçükken yine ablalarımla bir yere giderken mahallemizdeki bazı erkeklerin taciz eder gibi bakışlarından hep rahatsız olmuşumdur…adeta ben varım ben ailemi korurum tutumu içerisinde oldum…uzun uzun yazmak istemiyorum…

ama şunu da belirtiyim ki,ister tv de filmde olsun, ister gazetede,gerçek hayatta olsun romanda olsun,zor durumda herhangi bir kadın genç kız olduğunda hep canımdan çok sevdiğim ablalarım kız kardeşim annem aklıma gelmiştir…empatimin güçlü olduğunu söyleyebilirm..tecavüze uğrayan kimsesiz kalan sokakta kalan şiddete uğrayan benim annem ablalarım kız kardeşim olabilirdi diye düşündüm…

lise çağına geldiğimde 15 yaşımda falan..okulumdan çıktıktan sonra, evime giderken beklediğim bir otobüs durağı vardı hiç unutmam..yarım saat bir saat otobüs beklerdim bu durakta..bu durağın tam yanında bir gazino pavyon vardı..burada konsomatrisler,dansözler,şarkıcılar falan çalışırdı..erkeklerin eğlence dünyası dedikleri yerler…orada çalışan bazı kadınları girerken çıkarken görürdüm..acayip acayip yüzünden kötü olduğunu anladığım erkekler bu kadınları araçlarla alıp getirip götürürlerdi…bu kadınların yüzlerinde hep bir hüzün vardı…acı vardı..ailelerinden kopuk..düzenli mutlu güvende olmayan bir yaşam…bana bazen esir gibi de görünürdü bunlar..bin bir çeşit sapığından her türlü kötü şeylere bulaşan erkekleri mutlu etmeye zorlanan onların ağız kokusuna katlanan kadınlardı…çok gözlerim yaşardı..çok ağladım o otobüs durağında..sanki kendi ablalarım kendi kız kardeşim kendi anam buralarda çalıştırılıyormuş gibi hissederdim..oranın işletmecisi ve oralara gelip giden erkeklere de sinir olurdum,nefret ederdim…..

Daha bir çok şey yaşadım..ama bunları dedim ya yazıya dökmek her açıdan zor…şimdilik burada kesiyim bu sorunun cevabını,belki sonra bir gün yine yazabilirim..bunları yazarken bile tekrar duygulandım..üzüldüm…nice nice şeyler aklıma geliyor…..

Sokakta yaşayan evsizlerle ilgilenmek de özel ilgi alanıma girerdi..bulduğum evsizleri otellere götürüp parasını öder yatırtırdım..üstlerine giyecek alırdım harçlık verirdim..yaşam 15 -16’ydı o zamanlarda…

Derneği kurmadan önce yetimhane dediğimiz sosyal hizmetler çocuk esirgeme kurumuna da giderdim,oradaki çocuklarla ilgilenmeye çalışırdım…
….
Genelev vb yerlerde seks kölesi tabiri ile anılarak çalıştırılan kadınlar genç kızlar da beni hep üzmüştür..hep bir şeyler yapmak istedim..hep ablalarım kız kardeşim yerine koydum….

Bir kadının değil tokat yemesi bağırılmasına bile asla tahammül edemem…canım çok sıkılır…çok moralim bozulurdu…hele hele yaralanan cinayete kurban giden kadınların durumuna olan üzüntümü isyanımı hiç yazıya dökemem…o katledilen kadınları en sevdiklerimin yerine kordum..
Hatta kendimi öldürülmüş gibi hissederdim hala da öyleyimdir…

Uzatmadan derneğimizin kuruluşunu hızla yazmaya çalışıyım…
Bu bahsettiğim alanlarda gönlümce hiçbir derneğin vakfın çalışma yapmadığını gördüm…bazı kuruluşları yönlendirmeye çalıştım ama maalesef olmadı…
Şefkat-Der’in kuruluşunu organize etmeye mecbur kaldım…
23 yaşımda üniversite öğrencisiyken derneği kurduk…Şefkat-Der bir dernek değil bir canlıdır benim gözümde..en sevdiğim canlı bir varlık gibidir….
ve Şefkat Der’e ben Şefkat diye hitap ederim..benim canımdan da önemli bir candır benim için..aşığım Şefkat’e…
(şimdilik bu maddeye cevabı bu kadarla sınırlı tutalım,gerekirse yine yazmaya anlatmaya çalışırım) hayrettin Bulan.. şefkat der gönüllüsü..
yukardaki gazete röpertajında detaylara girilemedi ama buraya ben bir ilavede aktarımda bulunuyum:

Şefkat-Deri ilk kurmaya çalıştığımız yıl 1994 diyebilirim…
o tarihte selçuk üniversitesi eğitim fakültesi tarih öğretmenliği 2.öğretimde öğrenciydim…dernek kurmak için okulumuzda bazı öğrenci kardeşlerimiz arkadaşlarımızla birlikte düşüncelerimiz vardı…öğrenci olmamız dolayısı ile o yıllarda dernek kurucusu olmak için rektörlükten izin de almak gerekiyordu ve devlet yetkilileri toplum biz çok genciz öğrenciyiz tanınmıyoruz diye pek ciddiye almayabilir diye derneğimizin kuruluşunda o zamanlar fakültede arkadaşlar kimya bölümünde çok sevilen bir öğretim üyesi hocalarının olduğunu bu tür faaliyetleri sevdiğini söylemeleri üzerine, mehmet ali özler hoca ile görüştük…
gerçekten çok iyi bir insandı ve çalışmalara da çok yatkındı..Allah razı olsun.
kurucu olmaya ikna oldu ve hatta yine okuldan arkadaşı olan o zaman yardımcı doç dr olan mustafa pehlivan’ı da kurucu olmaya ikna etti…
yine öğrenci arkadaşlarımızdan fadime bağcı kardeşimiz vardı sağolsun o da çok duyarlıydı ve babası da emekli öğretmendi fadime kardeşimiz de babasını ikna etti…diğer bir kurucu da benim tanıdığım erol çoban , imdat tokmak, haşim yıldız ağbi ve hatice mola abla da kurucu oldu…biraz önce denek kuruluş bildirimi olarak hazırlanan ama güvenlik şube dernekler müdürlüğüne tam verilip verilmediğinden emin olamadığım bir belgeye göre,dernek kurucuları olarak şöyle belirlemişiz..mehmet ali özler, mustafa pehlivan,bilal yavaş,hatice mola,bayram çelik,öznur kınık,ali uyar,züleyha dede, fadime bağcı, hayrettin bulan, ayşe güler,imdat tokmak,..maalesef yüzde yüz hatırlayamıyorum sonra bu listedeki kurucular arasında öğrenci arkadaşlarımızı kardeşlerimizi çıkarmış olma ihtimali de var…ama bu isimlerin dernek kurucusu olmasına ikna olmaları, belgeleri hazırlamaları,imza atmaları da şefkat der tarihimiz açısından oldukça önemlidir..mesleklerde öğrenci olanlar öğrenci diye yazılmamış..mesela bilale ali ye sporcu,öznur kınık a konfeksiyon,züleyha dede ye ev hanımı,kendime serbest demişiz..burada şunu da not düşmeliyim,sonra belgeyi teslim etmeden öğrencileri çıkarmış olabiliriz..bu konuda maalesef 1995 le ilgili ilk kurduğumuz dernek aşağıda belirtteceğim sebepten fesh edilince evraklarımız o zaman dernekler müdürlüğünde kalmıştı..bu yüzden en son hangi evrağı nasıl düzenledik maalesef bulamadım…ben ve arkadaşlarım da başta çok büyük emeği geçen öznur kınık kardeşimle birlikte basın tanıtım halkla ilşkiler komisyonu olarak resmiyette yönetim kurulu üyesi olamayan olmayan ama hemen hemen bütün işleri yapan bir komisyon oluşturduk..kendim de direk basın tanıtım halkla ilişkiler sorumlusu olmuştum..bu da benim temsil sıfatım olacaktı…dernekler kanununa göre 1995 de kurduk resmileştirdik fakat ilk altı ay içerisinde ilk olağan genel kurul toplantısını yapmadan önce 15 gün öncesi yerel gazeteye ilan verip de genele kurulu duyurmakta geciktiğimiz için derneğimiz kendiliğinden dağılmış sayıldı..1996 da fesh olmuş oldu..ama biz yine de kopukluk olmadan faaliyet yapmaya çalıştık..ve 1997 yılında tekrar kurmaya çalıştık..mehmet ali özler hocanın muğla üniversitesine gitmesi ve yerine de uygun samimi birilerini bulma çalışmamız maalesef olumlu neticelenmedi..veteriner fakültesinde bir doç dr hoca vardı.. hocayı başkan olarak ikna etmiştik ve ben dahil öznur hanım ve diğer bazı tanıdıklarım kurucu olacaktık..hoca da üniversiteden izin de almıştı..kurucu olabileceklerle ilgili kanunlar biraz daha yumuşaklaşmıştı ben ve arkadaşlar bazı tanıdıklar da kurucu olacaktık..fakat hocanın eşi son anda hocamızın dernek kurucusu ve başkanı olmasına karşı gelmiş,kadınlarla falan uğraşmanın risklerini falan mı söylemiş artık her neyse..hoca vazgeçti ve özürdiledi..ben tabi çok üzülmüştüm…başımızda bir üniversitede doçent olan bir hocanın olması her yönden iyi olurdu…fakat derneğimizin tekrar kuruluşunu daha da geciktirmek faaliyetimiz açısından çok sıkıntı oluşturuyordu ..tekrar hemen tüzel kişilik kazanmamız gerekiyordu..ve bazı şeylerin de göğüslenmesi lazımdı..ve ben artık birilerini hatır için içinde yer almaktansa samimiyetle iyi bir mücadele edecek kişilerden olmasını istedim… bu sefer kurucu başkan olarak da kendim yer alacak şekilde tekrar derneğimizi 1997’de kurduk…
1995’de derneğimizi kurduğumuzda şefkat kapısı muhtaçları koruma ve dostluk derneği olmuştu ismi,kısaca şefkat kapısı derneği deniyordu..şefkat der olarak da anılıyordu..1997 yılındaysa şefkat kapısı kimsesizleri güçsüzler barınmasızları açları ve zor durumdakileri koruma derneği olarak ismini belirlemiştilk ve resmi kısa adımız da şefkat der olmuştu..
….
arşivimiz için !11.06.1997’de Konya Meram kaymakamlığına verdiğimiz imzalattığımız dernek kuruluş bildirimimizdeki dernek adımız şefkat kapısı kimsesizleri güçsüzleri barınmasızları açları ve zor durumdakileri koruma derneği..dernek adresi:alaaddin bulvarı saray iş hanı no.404 meram konya-tel.351 27 65 kurucu isimleri: hayrettin bulan, sıdık yasak, mahmut uysal, mustafa nabi bağcı, haşim yıldız, öznur kınık, ünzile yılmaz..dernek kuruluş bildirimiz güvenli şubece de 12.06.1997 de imzalanmış…1998 yılInda yönetim kurulumuzda şu isimler vardı…hayrettin bulan, öznur kınık, haşim yıldız, suna büyükşar, mahmut uysal, haşim ağbi çok duyarlı görme engelli bir ağabeyimizdi..suna teyzemiz o sıra 65 yaş civarındaydı..eşi emekli doktor albaydı kendi de çok duyarlıydı..öznur kınık kardeşimse meslek eğitim fakültesi giyim öğretmenliğinde öğrenciydi ve hayatımda tanıdığım en fedakar bir insandı..inşaallah onunla ilgili ilerde genişçe bazı duygularımı aktarmam şarttır…mahmut uysal da sağolsun yine genç duyarlı cesur bir kardeşimizdi…radyodan falan bizi dinlemiş gelmişti..haşim yıldız ağbi de öyle..yanılmıyorsam yusuf sarıdaş ağbi de bu dönemde kuruluşumuzda aktif yer aldı..tam bir beyfendiydi..olgun mütevazı…böyle gariban bir derneğe kurucu olmak aktif olmak ben de varım demek gerçekten çok güzel özel önemli bir şeydi…aah keşke bir gün daha iyi izah edebilsem..o zaman neler neler yaşandı…daha sonra yusuf ağbi rahmetli olmuştu…
öznur kınık yerine göre evlere temizliğe hizmetçiliğe gitti, nakış işleri yaptı ,çeyizinden sattı vb derneğimize çok önemli katkılar sundu ve manen de çok büyük emek verdi..sokaktaki yetim kimsesiz çocuklarımıza anne gibi abla oldu…bir ara da çocuk yuvası(yetimhanede gönüllü anne gibi kalmıştı..validen yardımcısından izin almıştı..yeri geldi böbreğini dahi verecek birini aradı…ailesinin çok karşı gelmelerine rağmen neler neler yaptı..bir ara erkek çocukları yetim kimsesizlerimiz için kiralık hiç bir ev veren olmadığında otel parasının da yetişmediği dönemlerde, ev ararken bir gün annesi yatalak bir ev sahibiyle tanışmış..adam annesine bakacak bir kadın arıyormuş…
dükkandan bozma bir iki gözlü bir evi varmış boş..öznur kınık adama ,
ben sizin annenize ücretsiz bakayım ,siz de benim manevi kardeşlerimin kalacağı evi(dükkan gibi) ücretsiz tahsis edin demişti ve adam ikna olmuştu..bir dönem çocuklarımız burada kaldı fakat uzun sürmedi,belki bir kaç ay sürdü…öznur kınık kadın şefkat evimizdeki genç kız kadınlar yaşlılar çocuklar için de olağan üstü çabalar sarf ederek ilgilendi…(zaman zaman inşaallah bu bölümle ilgili anlatacaklarımı sonradan ilave etmeye çalışırım)
arşivimiz için !11.06.1997’de konya meram kaymakamlığına verdiğimiz imzalattığımız dernek kuruluş bildirimimizdeki dernek adımız şefkat kapısı kimsesizleri güçsüzleri barınmasızları açları ve zor durumdakileri koruma derneği..dernek adresi:alaaddin bulvarı saray iş hanı no.404 meram konya-tel.351 27 65 kurucu isimleri:hayrettin bulan,sıdık yasak,mahmut uysal,mustafa nabi bağcı,haşim yıldız,öznur kınık,ünzile yılmaz..dernek kuruluş bildirimiz güvenli şubece de 12.06.1997 de imzalanmış..

biraz önce denek kuruluş bildirimi olarak hazırlanan ama güvenlik şube dernekler müdürlüğüne tam verilip verilmediğinden emin olamadığım bir belgeye göre,(1995 yılına ait)dernek kurucuları olarak şöyle belirlemişiz…mehmet ali özler, mustafa pehlivan,bilal yavaş, hatice mola, bayram çelik,öznur kınık, ali uyar, züleyha dede, fadime bağcı, hayrettin bulan, ayşe güler, imdat tokmak,..maalesef yüzde yüz hatırlayamıyorum sonra bu listedeki kurucular arasında öğrenci arkadaşlarımızı kardeşlerimizi çıkarmış olma ihtimali de var…ama bu isimlerin dernek kurucusu olmasına ikna olmaları, belgeleri hazırlamaları, imza atmaları da şefkat der tarihimiz açısından oldukça önemlidir..mesleklerde öğrenci olanlar öğrenci diye yazılmamış..mesela bilale, ali’ye sporcu, öznur kınık’a konfeksiyon, züleyha dede’ye ev hanımı,
kendime serbest demişiz…
burada şunu da not düşmeliyim, sonra belgeyi teslim etmeden öğrencileri çıkarmış olabiliriz..bu konuda maalesef 1995’le ilgili ilk kurduğumuz dernek ilk kuruluş olağan genel kurul toplantısını ilk 6 ayda yapmadan önce 10 gün önce yerel gazeteye ilan vermediğimiz gerekçesi ile(şimdi gazetede ilan şart yok) fesh edilince evraklarımız o zaman dernekler müdürlüğünde kalmıştı…bu yüzden en son hangi evrağı nasıl düzenledik maalesef bulamadım…
……….
www.hayrettinbulan.com adresinde devamı ve çok daha fazlası ve bir çok önemli yaşanmışlıklar var…zaman buldukça okumanızı tavsiye ediyoruz…
….
Gönüllü olmak, tanışmak, fikir alışverişinde bulunmak, soru sormak, öneri getirmek, dayanışma , paylaşım içerisinde olmak isterseniz her zaman bekleriz.
….
Şefkat-Der Derneği: Tel:0212 244 85 97- 0535 733 77 13- 0506 340 00 95
www.sefkatder.org www.hayrettinbulan.com