Görüş ve Düşünceleriniz
için:
sefkat_der@mynet.com
Yardımlarınız için: Ziraat Bankası Konya Selçuklu
Şubesi 36995779-5002
İrtibat telefon:
0332 351 27 65 0535 733 77 13 |
AĞLATAN YAŞAM ÖYKÜSÜ
Ayşe Tükürükçü 39 yaşında. Henüz 9 yaşındayken amcasının tecavüzüne
uğradı. 22 yaşında ilk evliliğini yaptıktan sonra şiddete maruz kalınca
eşinden ayrıldı ve ikinci evliliğini yaptı. Ailesi yurt dışında yaşayan
Tükürükçü, ikinci eşi tarafından 240 milyon lira karşılığında geneleve
satıldı. 2 yıl inanılmaz acılar çektiği genelevden yine evlenerek
kurtulacağını zannetti ancak üçüncü eşi de onu başka bir geneleve sattı.
2,5 yıl içinde 6 ayrı şehirde bulunan genelevlere satılan talihsiz
kadın, daha sonra "tövbe" ederek bir sığınma evine yerleşti. Ayşe şimdi
kendisini, hayat kadınlarına yeni hayat kazandırmaya adadı.
Gaziantep’te 1967 yılında gurbetçi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya
gelen Ayşe Tükrükçü, ailesinin Türk okullarında eğitim görmesini
istemesi üzerine Gaziantep’te babaannesi ile birlikte kaldı. 9 yaşına
gelen Ayşe, hayatın acımasızlığıyla çocuk yaşta tanıştı. Ayşe o
inanılmaz günü şöyle anlatıyor:
"Amcam dahi demek istemediğim Alirıza isimli kişi evdeydi ve içki
içiyordu. Yanımızda küçük kızı da vardı. Sarhoş olduktan sonra beni bir
odaya getirdi ve (sakın korkma) diyerek tecavüz etti. Daha sonraki
günlerde de tecavüz sürdü. 3,5 ay süreyle her gece odamda tecavüze
uğradım. Kimseye anlatamıyordum. Ölümle tehdit ediyordu. Ailem yurt
dışındaydı zaten. Çocukluğumu yaşayacağım, bebeklerle oynayacağım yaşta
kadın oldum. Bunu ben mi istedim? İşte ben o gün ölmüştüm"
Tecavüzden sonra Almanya’ya gittiğini ailesine durumu anlattığını ancak
ne annesinin, ne de babasının bunu kabullenmediğini söyleyen Ayşe,
"Kardeşlerimden biri kanala düşüp boğulup ölmüştü. Babam kardeşimin
ölümünün ardından alkolik olmuştu. Onu her görüşümde, kardeşinin bana
tecavüz ettiği aklıma geliyor ondan da tiskiniyordum. Erkek kardeşime
dokunmak istemiyordum. Erkeklerden nefret etmiştim. Zaten tecavüzü
kabullenmediler. Sürekli babamdan dayak yiyordum. Almanya’da polise
gittim ve durumu anlatınca beni mahkeme kararıyla yurda verdiler. Onlar
dahi ailemden insaflı çıkmıştı" dedi.
Yurttan ayrıldıktan sonra Almanya’da yaşayamayacağına karar veren Ayşe,
ailesini de terk ederek Türkiye’ye babaannesinin yanıda döndü. 22
yaşında Hasan isimli genç bir futbolcuyla severek evlenen Ayşe, bir süre
sonra kocasından yediği dayaklardan dolayı evden çıkamaz hale geldi.
Alevi olduğu için kocasının ailesinin kendisini istemediğini söyleyen
Ayşe, "Bu nedenle evliliğimi bitirmek zorunda kaldım. Çünkü her gün
dayak yiyordum. 2,5 senenin ardından evliliğime son verdim" diye
konuştu.
Hayatı süresince kendisine sahip çıkacak, bir yudum sevgi verecek
insanla tanışamadığını söyleyen Ayşe, "Evliliğim bittikten sonra, bana
sahip çıkacağını düşündüğüm Ökkeş Bahri Yılmaz isimli biriyle tanıştım
ve evlenmeye karar verdim. Ne iş yaptığını bilmiyordum ancak sürekli
şehir dışına gidip geliyordu. Yine bir şehir dışı seyehatine beni de
götürdü. Mersin’de bir otelde kalıyorduk. Yanına sürekli adamlar gelip
gitti. Ben bir anlam veremedim. Daha sonra beni hiç bilmediğim
görmediğim bir yere götürdü ve odaya kapattılar. Meğer getirdiği yer
genelevmiş. Beni 240 milyon lira karşılığı ’Adanalı Burhan’ lakaplı
birine satmış. Hergün dayak yedim. İlişkiyi kabul etmedim. (Kocan seni
bize sattı, artık bize borcun var çalışmak zorundasın) diyerek
dövüyorlardı. Bir süre sonra artık birşey yapamayacağıma karar verdim ve
erkeklerle ilişkiye girmeye başladım. Her ilişkiden sonra diri diri
mezara gömülmüş gibi hissettim kendimi. Günde ortalama 30 kişiyle
ilişkiye giriyorduk. Gece ağrılar içinde ilişkiye girdiğim yatakta
ağlayarak uyuyordum. Senetli borçları hiç ödeyemiyorsunuz. Bitmiyor.
Sürekli yeni senetler ekleniyor. Yakanızı sizi pazarlayan ve lakapları
’zavak’ olan kişiler bırakmıyor" diye konuştu.
"Herkesin bayram yaptığı günlerde biz 50 erkeğin tenini hissediyorduk"
diyen Ayşe Tükrükçü, şöyle konuştu: "Asker sevkiyatının olduğu
dönemlerde ve bayramlarda genelevler dolup taşıyordu. O günlerde
ortalama 50 erkekle yatıyordum. Hatta bir bayram günü 70 yaşında erkekle
birlikte oldum. Tam ilişkiye girmiştik bu sırada o kişi kalp krizi
geçirmiş. Konuşmuyor ve üzerimde yatıyordu. Meğer birkaç dakika
süresince bir ölüyle sevişmişim. Polisler geldi, birkaç soru sordular ve
70 yaşındaki kişinin cesedini alıp gittiler. Özel günlerde o kadar çok
müşteri geliyordu ki ağrılar dayanılmaz halde oluyordu. Gün içinde
birçok kez baygınlık geçiriyordum. Zavaklar gelip kolonya döküyorlardı
ve (hiçbir şeyin yok. Hadi devam et) diyorlardı. 50 kişiyle yatan bir
insan nasıl olursa gece yatarken öyle oluyorsunuz. Sanki üzerinizden
tren geçmiş gibisiniz."
Mersin genelevinde çalıştığı sürede çok büyük acılarla karşılaştığını
belirten talihsiz kadın, "Bir gün odamda beklerken müşterilerin
geldiğini söylediler. Kapıya çıktım. Birisine kaş, göz işareti yaparak
(Hadi odama çıkalım) dedim. O dönemde vizit 750 bin lirayken, zavata 5
milyon lira verdi ve (daha uzun kalacağım bizi rahatsız etmeyin) dedi.
Üstümü çıkarırken bana, (Üstüne adam gibi birşeyler giy) dedi. Birden
şaşırdım. (Kimsin sen?) dedim. (Beni tanımıyor musun Karakız?) deyince
dünya başıma yıkıldı. Çünkü karakız lakabını bana sadece ailem söylerdi.
(Ben senin eniştenim) dediğinde artık yaşamamın hiçbir anlamı olmadığını
anladım. (Neden yaptın bunu) dedi ama cevap veremedim. Daha sonra
ağlayarak benim yanımdan ayrıldı. Yapacağı hiçbir şey kalmadığını o da
anlamıştı" dedi.
Mersin, Bursa, Kütahya, Konya, Gaziantep, Adana genelevlerinde 2,5 yıl
çalıştıktan sonra Ahmet isminde biriyle tanışıp evlendiğini ancak bu
kişinin de kendisini satmaya kalkması üzerine evi terk ettiğini belirten
Ayşe, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Geneleve dönmemek için tövbe ettim. Sağlık Bakanlığı’na gidip vesikamın
iptal edilmesini istedim. Bana, (Nasıl olsa yine geleceksin. İptal
ettirmene gerek yok) diyerek cevap verdiler. Günlerce ağladım. Vesikamı
iptal edin diye isyan ettim. Ancak 10 yıl geçmesine rağmen hala sonuç
alamadım. Bu sırada Konya’da bulunan Sefkat-Der Kadın Sığınma Evi’nin
Genel Başkanı Hayrettin Bulan beni aradı. (Benim bir ablam var. Gel
buraya sen de benim ablam ol) dedi. Bir el uzanmıştı hayatımda ilk defa
bana. Bir sevgi eliydi. Hayatımda ilk kez bu kadar mutlu olmuştum. 1997
yılından itibaren ben bu sığınma evinde mücadele ediyorum. Gönüllü
olarak, hayat kadınlarına yeni hayatlar bulmaya çalışıyorum artık."
"Genelevde yattığım erkekler işleri bittikten sonra (Sen niye bu yola
düştün?) diye soruyordu. Kimse yatmadan önce bu soruyu sormadı bana.
Herkes birkaç dakikalık zevki düşünüyordu. Harcanan binlerce ömür
kimsenin umrunda değildi" diyen Ayşe Tükrükçü artık, Konya’da bulunan
sığınma evinde hayat kadınlarını korumak için yaşam mücadelesi veriyor.
Şimdiye kadar üç hayat kadınını bataktan kurtardığını söyleyen talihsiz
kadın, "Hergün onlarca hayat kadınına telefon açıyor ve onlara yeni
hayat kazandıracağımı söylüyorum. Diri diri satılan etlerimiz üzerinden
para kazanan insanlara güvenmemeleri gerektiğini ve sığınma evlerine
başvurmalarını istiyorum. Ölene kadar bu mücadeleyi vereceğim" dedi.
|