Görüş ve Düşünceleriniz
için:
sefkat_der@mynet.com
Yardımlarınız için: Ziraat Bankası Konya Selçuklu
Şubesi 36995779-5002
İrtibat telefon:
0332 351 27 65 0535 733 77 13 |
Kara
adamların mülteci hayatı
Ülkelerinde yaşanan iç savaşların bedeli en ağır şekilde ödemek zorunda
kalan mültecilerin dramı bitmiyor. Barışın ve kardeşliğin başkenti
Konya, Afrikalı mültecileri umudu oldu
UMUDA YOLCULUK ÖLÜMLERE FACİA İLE BİTİYOR
İç savaşlar, işgaller ve doğal afetler milyonlarca insanın ülkelerini
terk etmesine ve başka ülkelere sığınmasına neden oluyor. Özellikle
Afrika ülkelerinde devam eden iç savaş ve işgaller bu ülkelerde yaşayan
insanları da canlarından bezdirdi. On binlerce Afrikalı gemilerle
tehlikeli bir yolculuğun ardından Türkiye’ye ve Akdeniz ülkelerine
ulaşabiliyor. Yine binlerce mülteci gemilerde ve konteynırlarda feci
şekilde hayatı kaybediyor. Avrupa ülkelerinde daha iyi bir hayata
kavuşmak için başlatılan umuda yolculuk çoğu zaman ölümlerle
sonuçlanabiliyor. Mültecilerin en yaşadığı trajedelerinden en sonu
Yunanistan’da yaşandı. Yunan askerleri yakaladıkları mültecileri denize
atarak öldürmüşlerdi. Geride kalanları ise Türk donanması kurtarmıştı.
HER MÜLTECİNİN AYRI BİR DRAMI VAR
Kaçak göçmen trafiğinde transit ülke konumunda olan Türkiye, “güvenli ve
refah içinde bir yaşam için” yollara düşen insanları ağırlıyor. Avrupa
ülkelerinin istemediği mültecilerin birçoğunu Türkiye ağırlıyor.
Türkiye’de ise en çok mülteci barındıran illerinden başında Konya
geliyor. Ağırlığı İran, Sudan, Somali ve Afganistan’dan gelen mülteciler
Şefkat-Der Erkek Sığınma Evi’nde zor şartlar hayatlarını sürdürmeye
çalışıyor.Şefkat-Der Erkek Sığınma Evi’nde şu anda Sudan, Afganistan,
Etiyopya, Somali, Fildişi Sahilleri ve Filistin gibi ülkelerden onlarca
mülteci kalıyor. Mülteciler, yaşanan bütün imkansızlıklara rağmen
kendilerini şanslı sayıyor. Renkleri siyah yürekleri beyaz olan
mültecilerin yüzlerinde yüzlerinden savaşın ve yoksulluğun getirdiği
acının izleri okunuyor. Türkiye gibi bir ülkede ve Konya gibi barışın ve
kardeşliğin sürekliği anımsatıldığı bir şehirde yaşamanın mutluluğunu
yaşayan mültecilerin hepsinin kaderi aynı. Neredeyse tamamı ülkelerinde
yaşanan iç savaş ve işgal yüzünden Türkiye’ye kaçmak zorunda kalmış.
Hiçbiri ne ülkelerinden ne de ailelerinden bilgi alabiliyor.
İÇ SAVAŞ SUDAN’DA HAYATI FELÇ ETTİ
Şefkat-Der Sığınma Evi’nde hayatları devam ettiren mülteciler, Türk
insanın yaptıkları yardımlarından dolayı minnettarlıklarını dile
getiriyor. 11 Ağustos 2006 tarihinde Türkiye’ye gelen Sudanlı Muhammed
Ali, Darfur’da yaşanan iç savaşın kurbanlarından birisi. Darfur’da
Araplar ve Afrikalılar arasında yaşanan iç savaşın Sudan’da sosyal ve
ekonomik hayatı bitirme noktasına geldiğini ifade eden Muhammed Ali,
“Sudan’da hayat gerçekten çok zorlaştı. Sudan’ın tümünün Müslüman
olmasına rağmen savaş yine Müslümanlar arasında yaşanıyor. Darfur’da
olaylar 2002 yılında yeniden alevlendi.Hükümet güçleri, Araplar ve
Afrikalılar arasında meydana gelen iç savaşta on binlerce insan hayatını
kaybetti.Yine binlerce insan mülteci durumuna düştü. Ülkelerini terk
etmek zorunda kaldı. Darfur’dan binlerce savaş mağduru insan gemilerle
Avrupa’ya veya Türkiye’ye kaçmak zorunda kaldı” diyor.
AİLELERİMİZ NEREDE OLDUĞUMUZU BİLE BİLMİYOR
Sudan’da açlık ve susuzluk tehlikesinin de baş gösterdiğini kaydeden
Muhammed Ali, şunları söylüyor: “İnsanların silaha değil; ekmeğe ve suya
ihtiyacı var. İlaç sıkıntısı devam ediyor. İnsanlar savaş yüzünden
ölürken bir yandan da açlık ve ilaç sıkıntısı nedeniyle hayatını
kaybediyor. Dünya Sudan’da yaşanan trajediye sessiz kalıyor. Türkiye
gibi birkaç İslam ülkesinden yardımlar geliyor. Türkiye’ye kaçan
mültecilerin hiçbiri aileleri ile iletişim kuramıyor. Şu anda Darfur’da
telefonlar çalışmıyor. İletişim sıkıntısı yaşıyoruz. Mektup bile
gönderemiyoruz. Ailemden ve kız kardeşimden hiçbir bilgi alamıyorum.
Eğer bir gün Sudan’daki savaş biterse ülkeme geri döneceğim.”
KADERDE TÜRKİYE’DE MÜLTECİ OLMAK VARMIŞ
Hayatın insanlara neler getireceğini bilemediğini ve bir gün Türkiye’ye
geleceğini hiç aklına bile gelmediğini aktaran Muhammed Ali, “Savaş,
fakirlik ve açlık bir ülkenin başına gelebilecek en büyük felaketlerin
başında geliyor. Bugün ülkemde bu savaş olmasaydı bir memur olarak
ailemle birlikte mutlu bir yaşam sürdürecektim. Ama bu lanet olası savaş
herkesin hayatını mahvetti. Ailemizi ve ülkemizi geride bırakarak
Türkiye’ye geldik. Sudan’da yaşarken Türkiye hakkında bildiğim en önemli
şey Osmanlı Devleti’ydi. Yine İstanbul hakkında bazı şeyler duymuştum.
Osmanlı Sultanlarından Abdülhamit Han’ı ve Fatih ile ilgili bazı şeyler
okumuştum. Türkler, İslamiyeti birçok ülkeye yaydı. Yüzyıllarca İslam
dünyasını Avrupalılardan korudu. Muhteşem bir geçmişe sahip olan
Türkiye, tarihte olduğu gibi bize yine kucak açtı. Türkler, çok kibar ve
iyi insanlar. Konya’da kaldığımız süre boyunca her zaman bize yardımcı
oldular. Yemek getiriyorlar ve bizim halimizi soruyorlar. Bütün bunlar
bizi gerçekten mutlu ediyor” diye konuşuyor.
“TÜRKLERİN YAPTIĞI YARDIMLARI HİÇ UNUTMAYACAĞIM”
Konya’daki insanların ve bazı yetkililerin kendilerine çoğu zaman
yardımcı olduklarını aktaran Muhammed Ali, sözlerini şu şekilde
sürdürüyor: “İki hafta hastalanmıştım. Numune Hastanesi’ne gittim.
Oradaki doktorlar beni muayene etti. İlaçlar verdiler. Yapılan bu
iyiliği asla unutamam. Bir gün ülkemde savaş biter ve geri dönersem
bütün bu yapılan iyilikleri anlatacağım. Sudanlılar da Türkleri çok
seviyor. Türk işadamları Sudan’da işyerleri açtılar. Sudan’ın başkenti
Hartum’da Afra Alışveriş Merkezi bulunuyor. Türkler, bütün tehlikelere
rağmen Sudan’a yatırım yapmaktan korkmadılar. Sudan’daki Afra Alışveriş
Merkezi ülkenin en büyük alışveriş merkezi. Burasını Konyalı bir firma
açması bizi daha da mutlu ediyor. Ülkemdeki savaşın bitmesinin ardından
Türklerin daha fazla yatırım yapacağına inanıyoruz.”
İNSANLAR SÜREKLİ “MEMLEKET NERE” DİYE SORUYOLAR
Mülteci oldukları için Konya’da çalışamadıklarını ve bu yüzden tüm
günlerinin boş olduğunu ifade eden Ali, genellikle dışarıda
dolaştıklarını ve Mevlana Müzesini ziyaret ederek, dua ettiklerini
kaydediyor. Dışarıda gezerken insanların sürekli kendilerine “memleket
neresi” diye soru sorduklarını belirten Ali, özellikle çocukların
sürekli kendilerine “zenci” dediklerini, fakat kendilerinin bundan asla
rahatsızlık duymadıklarını vurgulayarak, şöyle devam ediyor: “Yolda
sokakta çok rahat yürüyoruz. Kendi ülkemizde bu kadar rahat olamazdık.
Özellikle küçük çocukların bize olan ilgisi çok mutlu ediyor Türkler ile
Avrupa insanı arasındaki fark bu. Türkler ülkelerini çok seviyor ve asla
ırkçılık yapmıyor. Avrupalılar ise özellikle Afrikalılara karşı düşmanca
tavır takınıyorlar. Türkiye’nin bize uzattığı yardım elini asla
unutmayacağız. Afrika’nın geleceği karanlık fakat bir gün her şeyin iyi
olacağı inancını da kaybetmemek zorundayız”
SAVAŞLAR HAYATIMIZI VE GELECEĞİMİZİ KARARTTI
Sudan’ın Darfur şehrinde yaşanan iç savaş Arbab İbrahim Yahya’nın da
hayatını kararttı. İbrahim Yahya’nın yeğeni 1997 yılında militanlar
tarafından öldürüldü. Sudan’da her gün insanların öldürüldüğünü aktaran
İbrahim Yahya, savaşın acımasız ve soğuk yüzünü şu şekilde aktarıyor:
“Darfur’da yaşanan savaşın aynısı Irak’ta yaşanıyor. Hiçbir medya
kuruluşu oradaki trajediyi duyurmuyor. İnsanlar açlık ve susuzluk
tehlikesi ile karşı karşıya. Bir yere yalnız gittiğin zaman paranı
alıyorlar. Aç insanlar toplu halde marketleri yağmalıyor. Maalesef
Avrupalılar da ülkemdeki iç savaşı destekliyor. Her zaman barıştan ve
insan haklarından söz eden Avrupa, Sudan’daki drama sessiz kalıyorlar.
Savaş o kadar kötü ki ailenizden bile haber alamıyorsunuz. İletişim
kuramıyorsunuz. Telefonlar çalışmıyor. Şu an ailem benim yaşadığımı veya
öldüğümü bilmiyor. Nerede olduğumu dahi bilmiyor. Bir insan bundan daha
acı bir şey olamaz. Afrika insanı bir yandan savaşlar yüzünden ölürken,
bir yandan da açlık ve susuzluk yüzünden hayatını kaybediyor. Bize kucak
açan Türkiye’nin ve Türk insanın yaptıkları unutmamız mümkün değil.
Konya’da insanlar her zaman bize yardımcı olmaya çalışıyor. Yemek
getiriyorlar, hastalandığımız zaman ilaç bulmamıza yardımcı oluyorlar.
Çoğu zaman Alaaddin ve Sultan Camii’ne giderek namaz kılıyor ve ülkemiz
için dua ediyoruz.” Mülteci olarak yaşamanın çok zor olduğunu vurgulayan
İbrahim Yahya, buradaki insanlarla aynı kaderi paylaştıklarını ve
herkesin ortak özleminin ailesi ve ülkesinde huzur ve barış içinde
yaşamak olduğunu da sözlerine ekliyor.
İSRAİLLİLER, MÜŞTERİSİNİ ÖLDÜRÜNCE CASUSLUKLA SUÇLANDI
Filistinli mülteci Muhammed Hasan ise ülkesinde yaşanan İsrail işgalinin
ve zulmünün bedelini en ağır ödeyenlerden birisi. Taksi şoförlüğü yapan
ve hastanede çalışan Muhammed Hasan, HAMAS’ın iktidara gelmesinin
ardından casuslukla suçlanmış. 2003 takside yolcularını taşırken İsrail
askerlerinin saldırısına uğrayan Muhammed Hasan’ın birisi hayatını
kaybetmiş diğeri de ağır yaralanmış. HAMAS’ın iktidar olmasının ardından
çatışmaların şiddetinin arttığını ve 4 çocuğunu terk etmek zorunda
kaldığını belirten Hasan, “İsrail askerlerinin saldırısıyla uzaktan
yakından ilgim yoktu. Belki o saldırıda ben de ölebilirdim. HAMAS
iktidara gelince benim casus olduğumu düşündüler. Önce Ürdün’e ardından
da Türkiye’ye kaçtım. Suçsuz olduğumu ispat edecek zaman bile olmadı.
Hem İsrail hem de bazı Filistinliler gerçekten çok acımasız. Aylardır
ailemden bir haber alamadım. Telefon açamıyorum.Çünkü telefonların
dinlenme olasılığı yüksek. Cep telefonlarına mesaj bile gönderemiyorum”
diyor.
FİLİSTİN’DE GÜVENLİK VE BARIŞ SÖZ ETMEK ÇOK ZOR
Filistin’de hayatın daha tehlikeli ve zor hale geldiğini dile getiren
Hasan, “ Filistin’de güvenlik diye bir şey kalmadı. Evler yıkılıyor,
insanlar öldürülüyor ve yüzlerce kontrol noktaları var. Böyle bir yerde
güvenlikten ve barıştan bahsetmek çok zor. Tüm İslam ülkeleri Filistin’
e sahip çıkmalıdır. Şu anda Müslümanların ilk kıblesi olan Mescid-i Aksa
İsrail tarafından yıkılmak isteniyor. Yıllardır bunun çalışması sürüyor.
Kardeş ülkemiz Türkiye’nin ve diğer İslam ülkelerinin ekonomik ve siyasi
alanda desteğine ihtiyacımız var. Filistinlilerin şu anda en çok
güvendiği ülke Türkiye. Biz Türk kardeşlerimizden çok şey bekliyoruz.
Konya’da insanlar bize çok yardımda bulunuyor.Allah onlardan razı olsun.
İnşallah Filistin’de huzurun ve barışın yaşandığı günleri görürüz ” diye
sözlerini tamamlıyor.
OSMANLI AŞIĞI SOMALİLİ MÜLTECİ ŞEYH İBRAHİM
Mülteciler arasında öyle birisi var ki; İtalyanca, Arapça ve İngilizce
olmak üzere 3 dil biliyor. Somalili Abdülkerim Şeyh İbrahim, ülkesinde
memurluk ve gazetecilik gibi işler yapmış. 18 yıl önce Somali’de
sosyalistlerin iktidara gelmesiyle birlikte iç savaşta alevlenmeye
başlamış. Başkent Mogadişu’da başlayan şiddet olayları ülke geneline
yayılmış ve hükümet ile militanlar arasında savaşın şiddeti her geçen
gün artmış. Batı’nın da desteklediği bu iç savaştan en çok mağdur olan
ise yine masum Müslüman Somali halkı. Ülkesinde yaşanan iç savaş
yüzünden Türkiye’ye gemiyle Türkiye’ye kaçan Somalili Abdülkerim Şeyh
İbrahim, tam bir Osmanlı aşığı. Osmanlı Devleti tarihi ile ilgili birçok
kitap okuyan Şeyh İbrahim, Osmanlı Devleti ile tüm Müslümanların gurur
duymasını dile getiriyor.Osmanlı Sultanlarından özellikle Abdulhamit
Han’a büyük bir hayranlık duyduğunu ifade eden Şeyh İbrahim, Türkler
hakkındaki düşüncelerini şu şekilde aktarıyor: “Onun Filistin için
yaptıklarını okumuştum. Yine Türkler İslam’ı birçok yaydılar ve yıllarca
Müslümanları korudu. İspanya’da ve Portekiz’de Müslümanlar öldürülürken
onların yardımına Osmanlı Devleti koştu. Yine Müslüman Türkler,
yüzyıllarca Avrupa’yı ayaklarının altında tekmeledi. Somali’de yaşarken
her zaman Türkiye’yi Osmanlı Devleti olarak düşünürdüm.Bana göre
Avrupalı devletler bu yüzden Türkleri sevmiyor. Konya gibi İslamiyetin
en iyi yaşandığı ve Mevlana gibi büyük bir insanın yetiştiği bir şehirde
mülteci olarak bile bulunmak güzel bir duygu. Türkler, tarihleriyle ve
ülkeleriyle gurur duymalıdır”
“BİZ EKMEK İSTİYORUZ ONLAR SİLAH VERİYOR”
Batılı ülkelerin Somali’deki iç savaşı durduracağı yerde daha fazla
artırdığını vurgulayan Şeyh İbrahim, şunları aktarıyor: “Somali’nin şu
anda durumu çok kötü. Güvenlik yok insanlık yok. İnsanlar, birbirlerini
ceket için bile öldürüyor. İnsanlar açlıktan ölüyor. Ekmek, su ve ilaç
yok. Biz ekmek istiyoruz Batılılar silah veriyor. Kimse Somali için bir
şey yapmıyor. ABD ve İngiltere sadece ülkeleri işgal etmesini biliyor.
Onlar Irak’ı demokrasi getireceğiz ve Saddam’dan kurtaracağız diye işgal
etmişti. Yaptıkları en iyi iş ülkelere saldırmak ve masum insanları
öldürmek. Somali’de bir insanlık trajedisi yaşanıyor. Tüm dünya bu
olanlara sessiz kalmış durumda. Aylardır ailemden haber alamıyorum.
Onların öldüğünü veya yaşadığını dahi bilmiyorum. Belki de onları
öldürdüler. İki çocuğum var. Onları çok merak ediyorum. Allah kimseyi
bizim durumumuza düşürmesin” Sudan’da çiftçi olarak yaşayan Abdullah
Harun Hüseyin ise 19 Eylül’den bu yana Türkiye’de bulunuyor. O da diğer
mülteciler gibi ailesinden ve ülkesinden haber alamıyor. Mülteciler,
arasında en çok sevilen ve saygı duyulan bir kişi Harun Hüseyin,
Konya’daki tarihi camilere giderek namazını kılıyor ve ülkesi için dua
ediyor.
İbrahim BÜYÜKEKEN
|